08503464860 info@webstasarim.com İstanbul / Ankara / İzmir / Antalya / Bursa

Google’ın Algoritma Değişikliklerine Meydan Okumanın 5 Kesin Yolu

Google’ın algoritma değişiklikleri sizi neden bu kadar çok ilgilendiriyor? Yoksa korktuğunuz ve kimseye söyleyemediğiniz bazı sırlarınız mı var? Evet, Penguen’in son güncellemelerinden önce çoğumuzun vardı ama Google hazretleri en derin sırlarımızı deşifre etti.

Anlayacağınız, Google değişti ve değişmeye devam edecek. Zekileşti ve zekileşmeye devam edecek…

Peki o size ”Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözünü sürekli hatırlatırken, siz bu kimi zaman keskin kimi zamansa sinsi değişikliklere nasıl direneceksiniz? Göğsünüzü siper edip, senden korkmuyorum artık Google diye bağırmak için daha ne kadar zaman bekleyeceksiniz? Gerçekten, değişmeye ne kadar hazırsınız?

Hadi gelin, hep birlikte Google’ın algoritmik güncellemelerine meydan okuyalım. Bugünden itibaren, yakın gelecekteki Google’ın şifrelerini çözelim. Yıllar, sitenizin yüzünü eskitse de, Google güncellemelerinin sitenizi alt edemeyeceği, aksine sizi sürekli ödüllendireceği bir içerik stratejisi oluşturalım.

Bunu Nasıl Başarırız?

1- Link İnşa Etmeyi Bırakın, Link Kazanmaya Çalışın

Rehberlere kayıt olmak, forumlarda linkinizi paylaşmak, makalelerin altına site linkinizi bırakarak yorum yapmak, .edu ya da .gov sitelerde oluşturduğunuz profillere link bırakmak, link değişimi yapmak… Evet, bu yöntemlerin hepsi sitenize link kazandırabilir, fakat artık bu linklerin Google’ın gözünde bir değeri yok. Daha da kötüsü doğal yollardan edinilmeyen linkler sizi uçuruma sürükleyebilir ve arama sonuçlarındaki görünürlüğünüzü tehlikeye atabilir.

Kafanızdan ”iyi sıralama yakalamak için link edinmek zorundayım” cümlesini çıkarın. Bu, sizin önceliğinizin kaliteli içerik üretmek değil, link kazanmak olduğunu gösterir. Google’ın istediği ise kaliteli içerik üretmeniz. Eğer bugün hala doğal olmayan yollardan edindiğiniz linkler sizi ayakta tutuyorsa, bu yarın güne %50′lik bir ziyaretçi kaybıyla merhaba demeyeceğiniz anlamına gelmez.

Link nasıl mı kazanılır?

Kısaca, ne iş yapıyorsanız onu iyi yapın. Eğer e-ticaret siteniz varsa müşterilerinizle iyi diyalog kurun. Blog yazarıysanız yazdıklarınızla insanların hayatını değiştirin, yazılmayandan çizilmeyenden bahsedin, okuyucularınızı onurlandırın. İçerik çeşitliliğinizi arttırın, eğer ana ürününüz video ise yazı yazmaya başlayın ya da ana ürününüz röpörtajlarsa, sektörün nabzını tutan infografikler oluşturun.

Bulunduğunuz sektörle ilgili ücretsiz ürünler verin ve bunların kazanılması için basit sosyal medya yarışmaları düzenleyin. Link oluşturmaktansa ”marka oluşturmak” ile ilgilenin. Logonuz, kurumsal renklerinizin tutarlılığı, içerik oluştururken kullandığınız dilin tutarlılığı ve tonu, referanslarınızı sunum şekliniz, başkalarınının kafasındaki marka algısını şekillendiren kriterlerden bazılarıdır.

Link konusunu iki kere düşünün ve kendinize şu soruyu sorun:

”Link sayımı arttırmaya ayırdığım zamanı, içeriğimin kalitesini arttırmaya ayırsam nitelikli ziyaretçi trafiğimde daha fazla artış olur mu?”  Cevabınız evetse, ne yapacağınızı artık biliyorsunuz.

Farklı bir bakış açısıyla;

Ekonomistler neredeyse dünyadaki her olayı ”maliyet” bakımından ele alır. Eğer 10 liranız varsa ve Cola 2 TL, Sandviç 5 TL ise, elinizdeki parayla toplam 5 tane Cola ya da iki tane sandviç alabilirsiniz. Ya da sadece 1 sandviç 2 adet Cola  alabilirsiniz ve 1 liranız arta kalır.  Bu durumda fazladan bir sandviç yemek için neredeyse 3 tane Coladan vazgeçmeniz gerekir. Diğer bir deyişle, 1 adet sandviçin fırsat maliyeti yaklaşık 3 adet Coladır.

Evet, neredeyse hayatta herşeyin fırsat maliyeti vardır.

  • Mükemmel bir kariyer yapmanın, büyük bir şirkette CEO olmanın fırsat maliyeti çocuklarınızla ve eşinizle daha az zaman geçirmek ya da daha stresli bir hayat geçirmektir.
  • Saatlerinizi Playstation başında geçirmenin fırsat maliyeti arkadaşlarınla daha az zaman geçirmektir.
  • İstanbul’da yaşamanın fırsat maliyeti Antalya’da deniz kenarında yaşayamamaktır, ya da Antalya’da yaşamanın fırsat maliyeti İstanbul’da boğaz manzarasını seyredememektir.
  • Şu anda bu yazıyı okuyarak harcadığınız her bir dakikalık zaman, gözlerinizin bozulma ihtimalini arttırmaktaysa, yazıyı okumanızın maliyeti sağlıksız gözlere sahip olmaktır (Yılmayın, okumaya devam edin:)

”Birşeyden daha fazla verim almak için başka bir şeyi azaltmanız gerekir.” Daha fazla link almaya çalışmak için içerik oluşturmaya ayıracağınız değerli zamanınızdan ödün vermeniz gerekir. Sizce buna değer mi?

2- Anahtar Kelime Seçiminde Gerilla Pazarlama Taktikleri Uygulayın

Bilmeyenler için gerilla pazarlama: Nispeten düşük maliyetli ve sıradışı yöntemlerle müşterinin dikkatini çekerek rakibin pazar payını ele geçirmeyi hedefleyen pazarlama tekniğidir. Gerilla pazarlamada, tıpkı gerilla savaşında olduğu gibi vur-kaç taktiği uygulanır. Aşağıdaki örnekler gerilla pazarlamanın ne kadar etkili şekilde kullanılabileceğini gözler önüne seriyor.



Açık konuşmak gerekirse, rekabetin çok yüksek olduğu ve çok fazla arama yapılan kelimelerde ilk sırada çıkmanız çok zordur. Ayda 20.000 kere arama yapılan, rekabet düzeyi çok yüksek olan bir sözcük veya sözcük öbeği yerine, neden ayda 500-1000 kere arama yapılan, rekabet düzeyi düşük olan birden fazla kelimede şansınızı zorlamayasınız? İşte böyle bir yöntem, dijital pazarlamada gerilla yöntemidir.

Herkesin talep ettiği, büyük pastanın en lezzetli dilimini yemektense, çok az kişinin talep ettiği daha az lezzetli birden fazla dilimi yemek size aynı faydayı sağlayabilir. Ekonominin en önemli kurallarından birisi bir ürüne olan talep artarsa o ürünün fiyatının yükseldiğidir.

Hatırlarsanız 8 dalda Oscar’a aday gösterilip 4 Oscar kazanan Akıl Oyunları filminin bir sahnesinde ”Bir Kadının Nasıl Elde Edebileceğine” yönelik bu teori öne sürülüyordu. Talep teorisi sadece ekonomide değil, hayatın tüm alanlarında görülüyor.

Kısaca, talebi ve fiyatı yüksek anahtar kelimeler yerine talebi ve fiyatı düşük kelimelere odaklanın.

3- Kullanıcı Deneyiminin Kalitesini Arttırın

– Site hızını arttırmak

– Site içindeki reklamları azaltmak. Özellikle Adwords reklamlarından sitenizi arındırın, eğer çok ciddi ziyaretçi kitlesi olan, kaliteli bir siteniz yoksa para kazanmanız gerçekten zordur.

– Menü çubuğunuzdaki gereksiz ayrıntıları kaldırın ve okuyucuların aradıklarına rahat ulaşabilecekleri anlaşılır menüler oluşturun.

– Yazılarınız arasında linkleme yapın. Burada dikkat etmeniz gereken konu, bir yazıya aynı kelime üzerinden çok fazla link vermemeniz. Bunun yerine başka bir yazınıza link verirken çeşitli kelime kombinasyonları kullanın.

– Konuyla ilgili, okuyucularınızın işine yarayacağını düşündüğünüz videoları yazılarınıza ekleyin. (Vimeo,Youtube,Dailymotion,UzmanTV vb.)

– Eğer veriye dayalı bilgiler verecekseniz bu verileri kullanarak kolayca interaktif grafikler oluşturabilirsiniz. İnteraktif grafikleri kolay ve ücretsiz şekilde oluşturabileceğiniz bir site: Datawrapper

4- SEO artık SEO Değil, Unutmayın

SEO kelimesi, çoğu kişi için hala sadece spam çağrışımlar yapan uğraşılması boş bir konu. Bu düşünceyi destekleyenlerin çoğu,  SEO için yapılan her işlemin doğallıktan uzak olmasının arama motorlarının sağlamak istedikleri düzenin tam tersine yol açacağını savunuyor. İşte bu yüzden bazı uzmanlar, Google sürekli ”doğal olun” çağrısı yaparken SEO’ya kafa yormanın sadece zaman kaybı olacağını düşünüyor.

Peki bu görüş ne kadar doğru?

Yurtdışındaki piyasaya baktığınız zaman, oluşturduğu platformuyla sektörde saygın bir yeri olan Seomoz(şimdiki adıyla Moz), geçtiğimiz aylarda senelerdir kullandığı SEOMOZ olan marka isminden Seo kelimesini atarak sadece Moz ismini kullanmaya başladı.

Her ne kadar yaptıkları açıklama da ”bir baktık artık sadece SEO ile ilgili şeyler yazmıyoruz” ve ”SEO kelimesinin olumsuz imajını ve kötü itibarını düzeltemiyoruz” bahanaleri üretse de gerçekte durum sadece bundan ibaret değil.

Öncelikle Seomoz’u Seo kelimesinden arınmaya iten başlıca sebep, eski moda seonun etkisini kaybetmesi. Diğer bir deyişle, tüm içerik stratejinizi ilk sırada görüntülenmek amacıyla düzenlemek ve blackhat denilen, Google’ı kandırmaya yönelik yöntemler izlemek, böylelikle ilk sıralara çıkmak artık çok zor. Eğer Google manipüle edilemiyorsa SEO ‘nun ne olduğunu yeniden sorgulamak gerekiyor.

Arama motorunda görünürlüğü arttırmak için size önerilerim şunlar olacak:

– Bir internet sitesi sahibinin kısa zamanda üst sıralara çıkmak için yapabileceği en iyi şey ne diye sorarsanız size ”Bilinirliğini Arttırmak” derdim. Yani, SEO olayını belli kalıplara hapsedilmiş kurallardan çıkarmak lazım. Yapabileceklerimiz neler?

– Sosyal medya kampanyaları düzenleyerek ürünlerinizi ücretsiz dağıtmak ya da blog sahibiyseniz blogunuzla ilgili kitapları ücretsiz dağıtmak.

– Arama motoruna göre değil, ziyaretçilere göre içerik oluşturmak

– Yıllardır dikkat ettiğim bir konu var. Sadece optimizasyonla Google’da iyi konum elde etmeye çalışan markalar eğer kaliteli bir hizmet veremiyorlarsa bulundukları konumu kaybediyor. Çünkü herşey optimizasyon değil. Düzenlenen yarışmalar, kampanyalar, sosyal sorumluluk projeleri, sahip oldukları ISO sertifikaları ve bunların hem offline hem online mecrada çok fazla bahsedilmesi markanın bilinirliğini arttırıyor. Bilinirliği artan markayı daha çok kişi deneyimliyor, memnun olan müşteri memnuniyetini online platformlarda paylaşıyor bu etki yeni satınalma davranışları yaratıyor… Anlıyor musunuz? Olay bu. Sadece SEO değil. İçerik, sosyal medya ve iletişimin müthiş ahengi asıl olay. Biraz daha vizyonumuzu genişletmemiz gerekiyor.

5- Ölçüm Kriterlerinizi Değiştirin

Ben bir siteyi analiz ederken en çok ziyaretçinin geri dönme sıklığına bakarım. Diğer dikkat ettiğim şey ise ziyaretçilerin en çok hangi platformlardan geldiğidir. İyi bir site bence tüm platformlardan ziyaretçi çekebilen sitedir.

– Bir ziyaretçinin arama motorundan gelmesi SEO adına doğru yolda olduğunuzu,

– Direkt olarak gelmesi, yani araç çubuğuna domaininizi yazarak gelmesi, marka bilinirliğinizin olduğuna sitenizi bilinçli şekilde takip edenler olduğuna

– Sosyal ağlardan gelmesi ise kaba tabiriyle popüler ve konuşulan bir site yarattığınızın göstergesidir.

Ziyaretçi sayısına odaklananlar çoğu zaman yanlış yapar. Şöyle düşünün. Bir ayakkabı dükkanınız var, bu dükkana hergün 1000 kişi girip çıkıyor ve 1000 liralık alışveriş yapıyor. Sizin dükkanınız karşısında da bir ayakkabı dükkanı var, bu dükkana hergün 100 kişi giriyor fakat günde ortalama 5000 lira ciro yapıyor ve karlılık düzeyi daha iyi. Siteniz için de önemli olan durum şudur: Sitenize gelen ziyaretçi istediğinizi yaparak gidiyor mu? (İçeriğiniz paylaşıyor mu,ürününüzü satın alıyor mu,bülteninize abone oluyor mu,yönlendirme yaptığını diğer siteyi ziyaret ediyor mu?)

Madem sayıya değil kaliteli kitleye odaklanacağız, o zaman biz de kaliteli şeyler üretmeliyiz. Ayakkabı dükkanı örneğini düşünün, karşıdaki dükkan neden daha çok satış yapıyor? Ya hedeflediği kitle dükkanına geliyor, ya müşteriyle kurduğu iletişim iyi ya da daha kaliteli ürün satıyordur. Aynı konuyu siteniz için değerlendirin.

Not: Birgün uyandığınızda ziyaretçi trafiğinizin yarı yarıya azaldığını görürseniz Google’ı suçlamayın, suçlu hep sizdiniz…